Seanslarımda en sık duyduğum cümlelerden biri şudur: “Yapmam gerektiğini çok iyi biliyorum, ama bir türlü başlayamıyorum.” Erteleme deyince çoğu kişinin aklına tembellik gelir. Oysa danışmanlık odamda gözlemlediğim tablo bunun neredeyse tam tersi: erteleyen kişiler genellikle işi fazlasıyla önemseyen, sonucundan kaygı duyan insanlardır.
Erteleme Çoğu Zaman Bir Korku Halidir
Bir görevi sürekli yarına bıraktığımızda, çoğu zaman o görevin kendisinden değil, uyandırdığı duygudan kaçıyoruzdur. “Ya yeterince iyi olmazsa?”, “Ya başlarsam ve beceremezsem?” gibi sorular zihnin arka planında dönerken, ertelemek kısa vadede rahatlatıcı bir kaçış yolu olur. Ne var ki bu rahatlama geçicidir; ardından gelen suçluluk, ertesi gün işi daha da ağırlaştırır. Böylece erteleme kendini besleyen bir döngüye dönüşür.
Seanslardan Bir Gözlem
Geçtiğimiz dönemde benzer bir konuyla gelen birçok danışanımda ortak bir örüntü fark ettim (kişisel detaylar anonimleştirilmiştir): ertelenen iş büyüdükçe değil, ona yüklenen anlam büyüdükçe başlamak zorlaşıyordu. “Bu tezi bitirirsem değerimi kanıtlamış olacağım” gibi bir cümlenin altında, aslında başarısızlık korkusu yatıyordu. Görevi küçülttüğümüzde değil, ona yüklenen bu ağır anlamı hafiflettiğimizde harekete geçmek kolaylaşıyordu.
Küçük Bir Başlangıç, Büyük Bir Fark
Erteleme ile çalışırken danışanlarıma sık sık “mükemmel başlamak” yerine “yarım yamalak başlamaya” izin vermelerini öneririm. Beş dakikalık, sonucu önemsiz bir ilk adım çoğu zaman zihindeki o ağır kapıyı aralamaya yeter. Bağdat Caddesi’ndeki ofisime gelen danışanlarla bu tür küçük, somut adımlar üzerinde çalışmak, zamanla kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi de yumuşatıyor.
Eğer siz de “sonra” deyip duran ama bir türlü başlayamayan bir döngünün içindeyseniz, bunun arkasındaki duyguyu birlikte anlamak iyi bir başlangıç olabilir. Bu konuyu seanslarımızda ele almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.
Uzman Klinik Psikolog Berkay Ateş
Bağdat Caddesi, Hasan Ali Yücel Sk. No:35 Kat:3 Daire:8 Kadıköy, İstanbul 34728
Telefon: 0531 668 50 64