Seansa gelen birçok kişi şunu soruyor: “Neden hep kötü insanları seçiyorum?” ya da “Neden partnerim bana o kadar yakın olduğunda içim sıkışıyor?” Bu sorular rastlantı değil — kökleri çok daha erken dönemlere, ilk ilişkilerimize uzanıyor.
Bağlanma Teorisi Nedir?
John Bowlby’nin geliştirdiği bağlanma teorisi, insanın hayatta kalabilmek için bakım verenlerine yakın kalma ihtiyacıyla doğduğunu söyler. İlk birkaç yılda bu ilişkiyle oluşan “iç çalışma modeli” — yani dünyaya ve ilişkilere dair temel beklentilerimiz — yetişkinlikte de devreye girer.
Üç Temel Bağlanma Biçimi
Güvenli Bağlanma
Bakım veren tutarlı ve duyarlıysa çocuk şunu öğrenir: “İhtiyaç duyduğumda biri orada olur.” Yetişkinlikte bu kişiler yakınlık kurabilir, çatışmayı yönetebilir ve yalnız kalabilirler.
Kaygılı Bağlanma
Bakım veren zaman zaman duyarlı, zaman zaman yoksa çocuk belirsizlik içinde kalır: “Beni seviyor mu, sevmiyor mu?” Bu kişiler yetişkinlikte partnerlerine aşırı bağlanır, terk edilme korkusuyla sürekli onay arar ve kıskançlık yoğunlaşır.
Kaçıngan Bağlanma
Bakım veren sürekli yoksa ya da duygusal talepler reddediliyorsa çocuk öğrenir: “İhtiyaçlarımı göstermemek daha güvenli.” Yetişkinlikte bu kişiler yakınlıktan kaçınır, ilişkide “soğuk” ya da “mesafeli” görünür.
Bu Kalıplar Nasıl Değişir?
Beyin plastisite gösterir — bağlanma örüntüleri değiştirilebilir. Psikoterapi, özellikle EMDR ve ilişki odaklı BDT, erken dönem iz bırakan deneyimlerin yeniden işlenmesine yardımcı olur. Anadolu Yakası’nda bu alanda çalışan bir psikologla görüşmek istiyorsanız, Kadıköy’deki ofisimden destek alabilirsiniz.
İlişkilerde kendinizi hep kaygılı, terk edilmiş ya da yalnız hissediyorsanız, bu bir karakter sorunu değil — öğrenilmiş bir örüntü. Ve öğrenilmiş her şey değiştirilebilir.
📍 Adres: Suadiye, Bağdat Cd. No:378/10-1, 34740 Kadıköy/İstanbul
📞 Tel: 0531 668 50 64