Terapide sık karşılaşılan bir örüntü var: Bazı kişiler öfkeden hiç söz etmez. Sakin, nazik, anlayışlı görünürler — her zaman. Ta ki yıllarca bastırılan öfke beklenmedik bir anda, beklenmedik bir kişiye, beklenmedik bir şiddetle patlayıncaya kadar. “Ben böyle biri değilim” dedi bana. Ben de ona şunu söyledim: “Tam da bu yüzden böyle oldu.”
Carl Jung’a göre gölge (shadow), bilinçdışımızın reddedilmiş, bastırılmış ve inkâr edilmiş yanlarını barındıran katmanıdır. Küçüklüğümüzden bu yana “iyi çocuk” olmak, sevilmek ve kabul görmek için hangi duygularımızı, dürtülerimizi ve özelliklerimizi sakladıysak — hepsi gölgeye gider.
Dikkat: Gölge yalnızca “kötü” şeylerden oluşmaz. Güçlü olmak için bastırdığınız hassasiyetiniz, “skromlu” görünmek için örtbas ettiğiniz yetenekleriniz, ailenizin onaylamadığı hayalleriniz de gölgede saklıdır.
Gölge, kendini doğrudan ortaya koymaz. Ama şu işaretlerde onu tanıyabiliriz:
Jung’un öğrencisi Marie-Louise von Franz şunu söyler: “Gölgeyle yüzleşmek, en uzun terapötik iştir.” Ama en dönüştürücü iş de budur.
Gölge çalışması (shadow work), bastırılmış yanlarınızı tanımlamak, anlamak ve onlarla bütünleşmek sürecidir. Bu, o yanlarınızı “serbest bırakmak” değildir — tam tersidir. Gölgenizi tanıdığınızda, onun üzerinde bilinçli kontrol kazanırsınız.
Kadıköy’deki seanslarımda bu süreci şöyle tarif ederim: Hapishanedeki mahkumu aç bırakmak yerine, onunla konuşmayı öğrenmek. Bastırılan şey güç kazanır; tanınan şey özgürleşir.
Bir hafta boyunca şunu deneyin: Sizi en çok etkileyen insanları — positif veya negatif — bir listeye alın. Onlarda ne görüyorsunuz? Bu özelliklerin hangisini kendinizde de kabul etmek zor buluyorsunuz?
Bu basit egzersiz, gölgenize açılan bir kapı aralayabilir. Ve o kapının ardında, pek çok kişinin keşfettiği üzere, büyük bir özgürlük yatmaktadır.
Berkay Ateş
Uzman Klinik Psikolog
Bağdat Caddesi No:234 Kat:2, Kadıköy
📞 0531 668 50 64