Seanslarımda son dönemde en sık duyduğum cümlelerden biri şu: “Sadece yorgunum, geçer.” Genellikle bu cümleyi kuran kişi, aylardır uyandığı andan itibaren bitkin hisseden, hafta sonları bile dinlenemeyen, sevdiği şeylerden tat almayı bırakmış birisi oluyor. Erenköy’deki danışanlarımın önemli bir bölümü — özellikle finans, sağlık ve reklam sektöründe çalışanlar — ofise adım atmadan yorgun uyandıklarını söylüyor. İşte o noktada “yorgunluk” artık fizyolojik bir durumu değil, tükenmişliğin erken habercilerini tarif ediyor olabilir.
Yorgunluk ile Tükenmişlik Aynı Şey Değildir
Yorgunluk genellikle geçicidir; bir iki gün dinlendiğinizde, iyi uyuduğunuzda, hafta sonu kendinize zaman ayırdığınızda toparlarsınız. Tükenmişlik ise farklıdır. Danışanlarımda gözlemlediğim ortak belirtiler arasında sabah kalkmakta zorlanma, işe karşı duygusal mesafe koyma (“zaten kimsenin umrunda değil” cümlesi), konsantrasyon bozukluğu, kişisel başarı hissinde düşüş ve fiziksel belirtiler (sık baş ağrısı, mide sorunları, uyku kalitesinde bozulma) yer alıyor. Kendinize şu soruyu sormanızı öneriyorum: “Bu yorgunluk üç ayı geçti mi?” Eğer cevap evet ise, muhtemelen konuştuğumuz şey sıradan bir yorgunluk değildir.
Erenköy’de Çalışanların Sıkça Dile Getirdiği Bir Örüntü
Bağdat Caddesi hattında ve Erenköy çevresinde ofisi olan pek çok kurumsal çalışan, seanslarımda benzer bir örüntüyü tarif ediyor: Uzun süredir “biraz daha dayanırım” diye ertelenen bir iç ses. Bu erteleme, çoğu zaman tatile çıkıldığında bile zihnin kapanmamasıyla ya da pazar akşamları başlayan belirsiz bir kaygıyla kendini gösteriyor. Bazı danışanlarımla yaptığımız ilk oturumlarda, yıllardır kendilerine ayırdıkları tek zaman diliminin “işten eve giderken arabada geçen 20 dakika” olduğunu fark ediyoruz. Bu fark ediş, kimi zaman hem hüzün hem de rahatlama getirir — çünkü görünmezleşen bir şey nihayet isim kazanmıştır.
Terapide Nasıl Çalışıyoruz?
Tükenmişlik üzerine çalışırken tek bir yöntem değil, danışanın ihtiyacına göre bütüncül bir çerçeve kullanıyorum. Bilişsel davranışçı yaklaşımla otomatik düşünceleri (“durursam işi kaybederim”, “dinlenmek tembelliktir”) ele alıyor, şema terapi çerçevesinde bu düşüncelerin kökenine bakıyoruz. Bazı danışanlarımla nefes ve bedensel farkındalık çalışmaları, bazılarıyla sınır koyma ve hayır deme pratikleri üzerine yoğunlaşıyoruz. Amaç kişiyi “verimli” kılmak değil — amaç, yeniden kendiyle temas kurabildiği bir hayat ritmini birlikte kurmak.
Ne Zaman Destek Almayı Düşünmek Gerekir?
Eğer yorgunluğunuz üç aydan uzun sürüyor, işe karşı duygusal uzaklaşma hissi belirginleşti, özel hayatınıza taşındı ya da fiziksel belirtiler eklenmeye başladıysa profesyonel bir değerlendirme önemli hale gelir. Bu konuyu seanslarımızda ele almak isterseniz, Caddebostan Bağdat Caddesi’ndeki ofisimden ya da online görüşme yoluyla destek sunuyorum. Kendi hızınızda, kendi kelimelerinizle başlayabilirsiniz.
Uzman Klinik Psikolog Berkay Ateş
Caddebostan Mahallesi Bağdat Caddesi No:234 Kat:2, Kadıköy / İstanbul
Telefon: 0531 668 50 64