Bağdat Caddesi üzerindeki ofisimde cumartesi günleri çoğu zaman daha sakin başlar. Trafiğin hafiflediği, Caddebostan sahilinde yürüyüş yapanların henüz yola çıkmadığı o ilk saatlerde yaptığım seanslar, bana terapist olarak en çok şey öğreten seanslar olagelmiştir. Bu sabah da öyle bir seansın ardından notlarımı tutarken, son haftalarda çok farklı danışanlarımda tekrar tekrar karşılaştığım bir örüntüyü paylaşmak istedim: kendine şefkat göstermenin ne kadar zor olduğu.
İç Eleştirmen Hep Yüksek Sesle Konuşur
Seanslarımda sıklıkla şu cümleyi duyarım: “Bir arkadaşım aynı şeyi yaşasaydı ona bunları asla söylemezdim, ama konu ben olunca acımasız oluyorum.” Kadıköy’den, Erenköy’den, Suadiye’den — yani Anadolu Yakası’nın farklı semtlerinden gelen, çok farklı yaşlarda, çok farklı mesleklerden insanlar aynı cümleyi neredeyse aynı tonlamayla kuruyor. Bu tesadüf değil. Kendine şefkat, birçoğumuzun büyürken öğrenmediği, hatta “bencillik” olarak damgalanmış bir beceridir.
Oysa klinik literatür, kendine şefkatin depresyon ve kaygı belirtilerini azaltmada en güçlü koruyucu faktörlerden biri olduğunu uzun süredir gösteriyor. Kendini sürekli eleştiren bir iç ses, zamanla bedeni de yorar: uyku bozulur, sabahları daha ağır kalkılır, küçük bir hata günü boyu takip eder.
Seanslarda Nasıl Çalışıyoruz?
Kendine şefkat üzerine çalışırken genellikle üç aşamada ilerliyoruz. İlk aşamada iç eleştirmenin sesini fark etmeye başlıyoruz — çünkü çoğu zaman o ses o kadar tanıdık ki, bir “düşünce” olduğunun bile farkında olmuyoruz. İkinci aşamada, şema terapi ve bilişsel davranışçı yaklaşımlardan beslenen tekniklerle bu sesin tarihsel kökenine bakıyoruz. Genellikle çocuklukta içselleştirilmiş bir bakımverenin sesi karşımıza çıkıyor. Üçüncü aşamada ise yeni, şefkatli bir iç sesi inşa etmeye başlıyoruz — ki bu kısım en zor ama en iyileştirici olanı.
Bu sabahki danışanım seansın sonunda şunu söyledi: “İlk defa kendime ‘iyi ki buradasın’ dedim ve göz yaşlarım geldi.” Bu benim için değerli bir andır. Kendine şefkat, bir anda kazanılan bir beceri değil; haftalara, bazen aylara yayılan bir öğrenme sürecidir.
Kadıköy ve Bağdat Caddesi’nde Yaşarken
Şehrin temposu, özellikle Anadolu Yakası gibi yoğun ve rekabetçi bir bölgede, iç eleştirmeni sürekli besler. Trafikte geç kaldığınız bir toplantı, Bağdat Caddesi’nde karşılaştığınız eski bir tanıdığın sorduğu “ne yapıyorsun şimdi” sorusu, sosyal medyada gördüğünüz başkalarının başarıları — hepsi bu içsel yargıcı tetikleyebilir. Bu tetikleyicileri ortadan kaldırmak mümkün değil; ama onlara verdiğimiz cevabı değiştirmek mümkün.
Bu konuyu seanslarımızda birlikte ele almak isterseniz, Caddebostan’daki ofisimden ya da online olarak benimle iletişime geçebilirsiniz. Kendine şefkat yolculuğuna başlamak için çoğu zaman tek ihtiyacımız olan, bir süre “yanımızda” duran bir rehberdir.
Uzm. Kl. Psk. Berkay Ateş
Caddebostan Mahallesi Bağdat Caddesi No:234 Kat:2, Kadıköy, İstanbul 34728
Telefon: 0531 668 50 64