Küçük bir baş ağrısını ciddi bir hastalığın işareti gibi okuyorsanız, internette belirti aratıp aradıkça daha çok korkuyorsanız ve doktor “bir şeyiniz yok” dese bile içiniz rahatlamıyorsa, yaşadığınız şey büyük olasılıkla sağlık kaygısı olabilir. Sağlık kaygısı, bedensel duyumların tehlikeli biçimde yorumlanması ve hastalık kapma korkusunun günlük yaşamı zorlaştıracak düzeye gelmesidir. Yalnız değilsiniz; bu, seanslarımda en sık karşılaştığım temalardan biri.
Sağlık Kaygısı Nedir?
Sağlık kaygısı (eski adıyla hastalık hastalığı veya hipokondri), kişinin ciddi bir hastalığa sahip olduğuna ya da yakında olacağına dair sürekli ve yoğun bir endişe taşımasıdır. Burada belirleyici olan, belirtinin şiddeti değil, o belirtiye yüklenen anlamdır. Aynı çarpıntıyı iki kişi farklı okur: biri “heyecanlandım” der, diğeri “kalbimde bir sorun var” diye düşünür. Sağlık kaygısında zihin sürekli ikinci yorumu seçer.
Bu durum, kişinin kötü niyetli ya da “abartan” biri olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, beyin bedeni korumaya çalışırken alarm sistemini fazla hassas hale getirmiştir. Sorun, alarmın gerçek tehlike olmadığında da çalmasıdır.
Sağlık Kaygısının Belirtileri
Sağlık kaygısı yalnızca düşüncelerle sınırlı kalmaz; bedeni ve davranışları da etkiler.
Bedensel ve Zihinsel Belirtiler
Çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi, kas gerginliği ve uyku sorunları sık görülür. Bu duyumlar kaygının kendisinden kaynaklanır, ancak kişi bunları “hastalığımın kanıtı” olarak okuyunca kaygı daha da artar. Böylece kaygı–belirti–daha çok kaygı döngüsü kurulur.
Davranışsal Belirtiler
En tipik davranışlar şunlardır: sürekli internette belirti aratmak, bedeni tekrar tekrar kontrol etmek (nabız ölçmek, ben saymak), yakınlardan “bir şeyim yok değil mi?” diye onay istemek ve gereğinden fazla doktora başvurmak. İlginç olan şu: bu davranışlar kısa vadede rahatlatır, uzun vadede kaygıyı besler.
Sağlık Kaygısı Neden Ortaya Çıkar?
Tek bir neden yoktur. Çocuklukta bir yakının ciddi hastalığına tanık olmak, kayıp deneyimleri, yüksek genel kaygı düzeyi ve belirsizliğe tahammülün düşük olması zemin hazırlayabilir. Salgın dönemleri ve yoğun sağlık haberlerine maruz kalmak da tetikleyici olabilir. Kanıta dayalı yaklaşımlar, sağlık kaygısının öğrenilmiş bir döngü olduğunu ve bu döngünün yeniden düzenlenebileceğini gösteriyor.
Kadıköy’deki Kliniğimde Sıkça Gözlemlediklerim
Seanslarımda fark ettiğim şu: sağlık kaygısı yaşayan danışanların çoğu aslında çok sorumluluk sahibi, detaycı insanlar. Kadıköy’deki kliniğimde bu temayı konuşurken sıklıkla şunu duyuyorum: “Hocam ben hastalığı düşünmesem belki de gelmez.” Oysa kaygıyı besleyen, hastalığın kendisi değil; kontrol etme ve emin olma çabasıdır. Bireysel terapi sürecinde amacımız korkuyu yok saymak değil, kişinin belirsizlikle daha esnek bir ilişki kurmasına eşlik etmektir. Bu süreçte çoğu danışan, bedenine yeniden güvenmeyi yavaş yavaş öğreniyor.
Sağlık Kaygısıyla Baş Etmek İçin Ne Yapılabilir?
Birkaç ilke yardımcı olabilir: belirti aratmayı ve sürekli kontrolü azaltmaya çalışmak, onay isteme davranışını fark etmek, kaygı yükseldiğinde nefes ve topraklama egzersizleriyle bedeni yatıştırmak. Bilişsel davranışçı terapi (BDT) ve gerektiğinde EMDR gibi kanıta dayalı yöntemler, bu döngünün çözülmesinde destek sunar. Eğer kaygı günlük yaşamınızı, ilişkilerinizi veya işinizi belirgin biçimde zorlaştırıyorsa, bir uzmandan destek almak süreci kolaylaştırır. Terapiye başlamayı düşünüyorsanız psikolog seçerken nelere dikkat edebileceğinize göz atabilir, dilerseniz Kadıköy psikolog sayfasından sürecin nasıl ilerlediğini inceleyebilirsiniz.
Önemli bir nokta da şu: baş etme, korkuyu zorla bastırmak değildir. Tam tersine, bir belirtiyi fark ettiğinizde onu hemen yorumlamadan, “bu duyum şu an var ve geçecek” diyebilmeyi öğrenmektir. Bu beceri bir gecede gelişmez; küçük adımlarla, sabırla kurulur. Yüz yüze görüşmeye uygun olmayanlar için online terapi seçeneği de bu süreci aksatmadan sürdürmeye olanak tanır. Ne zaman destek alacağınıza dair tek bir doğru an yoktur; kaygı sizi zorlamaya başladığında adım atmak yeterlidir.
📞 0531 668 50 64
📍 Bağdat Caddesi, Hasan Ali Yücel Sk. No:35 Kat:3 Daire:8 Caddebostan Mah., Kadıköy, İstanbul
🗓️ Online randevu için iletişim formunu doldurabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Sağlık kaygısı geçer mi?
Sağlık kaygısı, kişinin korktuğu hastalık değil; öğrenilmiş bir kaygı döngüsüdür. Kanıta dayalı terapi yöntemleriyle bu döngü zayıflatılabilir ve kişi belirtilerine karşı daha esnek bir tutum geliştirebilir. Süreç kişiden kişiye değişir.
Sürekli internette belirti aratmak zararlı mı?
Belirti aratmak kısa vadede rahatlatsa da uzun vadede kaygıyı besleyen başlıca davranışlardan biridir. Aratma sıklığını fark edip kademeli olarak azaltmak, çoğu danışanda kaygının düşmesine yardımcı olur.
Sağlık kaygısı için psikolog mu psikiyatrist mi gerekir?
Çoğu durumda psikoterapi süreci yeterli destek sunar; ancak kaygı çok şiddetliyse ve günlük işleyişi ciddi biçimde bozuyorsa bir psikiyatristle birlikte çalışmak gerekebilir. Doğru yönlendirme için bir İstanbul terapist ile ilk görüşme yapmak iyi bir başlangıç olabilir.