Hayır diyememe, seanslarımda en sık karşılaştığım konulardan biri. Pek çok kişi bana “Aslında istemiyorum ama ‘olur’ deyiveriyorum, sonra da kendime kızıyorum” diyerek geliyor. Eğer siz de sevdiklerinize sınır koymakta zorlanıyor, her ricayı kabul ettikten sonra tükendiğinizi hissediyorsanız, yalnız değilsiniz. Bu, karakter zayıflığı değil; çoğu zaman öğrenilmiş bir ilişki biçimidir ve değiştirilebilir.
Neden “Hayır” Demek Bu Kadar Zor?
Sınır koymakta zorlanmanın altında genellikle tek bir sebep değil, birkaç katman bulunur. Bu soruyu seanslarda açtığımda çoğunlukla şu temalara ulaşıyoruz.
1. Reddedilme ve sevilmeme korkusu
Birçok kişi, “Eğer hayır dersem beni sevmezler, beni terk ederler” inancını taşır. Bu inanç çoğu zaman çocuklukta, sevginin koşullu hissedildiği bir ortamda öğrenilir. Yetişkinlikte ise “hayır” demek, bilinçdışı olarak bir ilişkiyi kaybetme riski gibi algılanır.
2. Suçluluk duygusu
“Hayır” dedikten sonra gelen yoğun suçluluk, pek çok insanı kararından döndürür. Oysa suçluluk hissetmek, yanlış bir şey yaptığınız anlamına gelmez. Çoğu zaman bu his, yalnızca alışılmadık bir davranışı ilk kez denemenin verdiği rahatsızlıktır ve zamanla azalır.
3. Kendi ihtiyaçlarını fark edememe
Uzun süre başkalarının ihtiyaçlarına odaklanan kişiler, zamanla kendi sınırlarının nerede başladığını fark edemez hâle gelir. “Ben ne istiyorum?” sorusu yabancılaşır ve karar anında zihin boşalır.
4. “Bencil görünme” kaygısı
Birçok danışanım sınır koymayı bencillikle karıştırır. Oysa sağlıklı sınır, ilişkiyi bitiren değil, sürdürülebilir kılan bir şeydir. Kendini tüketerek verilen “evet”ler uzun vadede ilişkilere de zarar verir.
Sağlıklı Sınır Koymayı Nasıl Öğrenebilirim?
Sınır koymak bir gecede kazanılan bir beceri değil; küçük adımlarla güçlenen bir kastır. Seanslarımda birlikte çalıştığımız ilk adımlar genellikle şunlardır: önce küçük, düşük riskli durumlarda “hayır” denemek (örneğin sevmediğiniz bir aktivite teklifini reddetmek), ardından “hayır”ı uzun açıklamalarla savunmadan, sade bir cümleyle ifade etmek. “Bunu yapamayacağım, anlayışın için teşekkürler” demek çoğu zaman yeterlidir.
İkinci olarak, “hayır” ile sevgiyi birbirinden ayırmak önemlidir. Bir ricayı reddetmek, karşınızdaki kişiyi sevmediğiniz anlamına gelmez; yalnızca o an verebileceğinizin sınırını ifade eder. Üçüncü adım ise sınır koyduktan sonra ortaya çıkan kaygıya tahammül etmeyi öğrenmektir. Bu kaygı genellikle dakikalar içinde geçer ve her tekrarda biraz daha hafifler.
Bilişsel davranışçı yaklaşımda, sınır koyduğunuzda ortaya çıkan kaygının aslında geçici olduğunu deneyimleyerek görmek önemlidir. Travmatik bir kökenden besleniyorsa, EMDR gibi kanıta dayalı terapi yöntemleri de bu süreçte destekleyici olabilir. Bu süreçte profesyonel destek almak isterseniz Kadıköy psikolog hizmetimden ya da Anadolu Yakası psikolog desteğinden yararlanabilirsiniz.
Uzman Klinik Psikolog Berkay Ateş
Bağdat Caddesi, Hasan Ali Yücel Sk. No:35 Kat:3 Daire:8 Caddebostan, Kadıköy / İstanbul
Telefon: 0531 668 50 64 | randevu al