
Ocak ayında sosyal medyada başlayan “2026, yeni 2016” akımı yılın sonuna doğru hâlâ ayakta. Kullanıcılar on yıl önceki fotoğraflarını, o dönemin şarkılarını ve moda alışkanlıklarını paylaşıyor; #2016 etiketi TikTok’ta bir milyonu, Instagram’da 37 milyonu aşkın gönderide kullanıldı. TikTok, dönemin doygun ve solgun renk tonlarını taklit eden ayrı bir “2016” filtresi bile devreye aldı. Akımı izleyen kültür yazarları, ilginin salgın öncesine ve algoritmaların bu kadar belirleyici olmadığı bir internete duyulan özlemle ilişkili olduğunu söylüyor.
Psikolojik Analiz
Nostalji, hafızanın bir kayıt cihazı gibi çalışmadığı yerde ortaya çıkar: geçmişi hatırlarken aslında onu yeniden kurarız. Belirsizlik ve tempo yükseldiğinde zihin sonu bilinen bir döneme yönelir, çünkü bilinen bir geçmiş, öngörülemeyen bir bugünden daha az yorucudur. Bilişsel davranışçı çerçevede buna seçici hatırlama diyoruz; 2016’nın kendi kaygıları hatırlanmaz, o yılın hissi hatırlanır. Bu kendi başına bir sorun değil — paylaşılan nostalji kolektif düzeyde aidiyet ve süreklilik duygusu üretir, ikisi de belirsizlik dönemlerinde işe yarayan şeylerdir. Mesele, geçmişin bugünü ölçmek için bir ölçüt hâline gelmesinde başlar: “eskiden daha iyiydi” cümlesi çoğaldıkça bugüne dair yapılabilecekler küçülür. Pratik bir ayrım şu olabilir: hatırlamak dinlendiriyorsa nostalji, bugünü tatsızlaştırıyorsa kaçınmadır. Benzer bir yorgunluğun izini tuşlu telefona dönüş tartışmasında da görmek mümkün. Zaten on yıl sonra bugünün fotoğraflarına da aynı iyimserlikle bakacağız; hafıza cömerttir, sadece biraz geç davranır.
Berkay Ateş — Uzman Klinik Psikolog